TOPLU MEZAR ERMENİ VE SÜRYANİLERE AİT
Devlet, Mardin'in Nusaybin ilçesine bağlı Xirabêbaba köyünde ekim ayında bulunan toplu mezarla ilgili sessizliğini korurken, tarihçi David Gaunt'un araştırmaları konuya açıklık getirdi
OLAY KAPATILMAK İSTENİYOR
Gazetemizde 19 Ekim'de 'Ermeni köyünde toplu mezar' başlığıyla yayınlanan haber, yankı uyandırdı. Xirabêbaba (Kuru) köyünde inceleme yapan Akarsu Jandarma Karakolu yetkilileri olayın üstünü örterken, İsveçli tarihçi Prof. David Gaunt toplu mezarın İttihat Terakki şeflerinden Mardin Mutasarrıfı Halil Edip'in emrindeki ölüm müfrezeleri tarafından katledilen 270 Ermeni ve Süryani'ye ait olduğunu söyledi.
TOPLU MEZAR 1915 SOYKIRIMINDAN
Mardin Sancağı'nda 150 katliamı ayrıntılarıyla inceleyen Gaunt, olayın 14 Haziran 1915'te yaşandığını belirterek, şunları anlattı: 'Bu katliamın failleri İttihat ve Terakki'nin Mardin'deki lideri olan Mardin Mutasarrıfı Halil Edip'in emrindeki ölüm müfrezesiydi. Katliamdan kurtulmuş olan bir Süryani'nin anlatımına göre, 150 Emeni ve 120 Süryani kasabadan çıkarılarak öldürülmüştü.'
Toplu mezar Daralı Ermeni ve Süryanilere mi ait?
Gazetemiz Ülkede Özgür Gündem'de 19 Ekim'de yayınlanan 'Ermeni köyünde toplu mezar' başlıklı haberin yankıları sürüyor. Mardin'in Nusaybin ilçesine bağlı Xirabêbaba (Kuru) köyünde köylüler tarafından bulunan toplu mezara ilişkin fotoğraflar yayınlanmasına rağmen herhangi bir inceleme başlatılmazken, tarihçiler toplu mezarın 1915'te katledilen Ermeni ve Süryanilere ait olma ihtimalinin büyük olduğunu belirtiyor.
Akarsu Jandarma Karakolu tarafından üstü örtülen ve bilgi alınması yasaklanan toplu mezar hakkında görüştüğümüz İsveç Södertörn Üniversitesi Tarih Profesörü David Gaunt, toplu mezarın Müslümanlara ait olma ihtimalinin bulunmadığını, büyük olasılıkla 1915'te İttihat Terakki şeflerinden Mardin Mutasarrıfı Halil Edip'in komutasındaki müfreze tarafından katledilen Ermeni ve Süryanilere ait olduğunu kaydediyor. Bölge'de 1915'te yaşananlar konusunda ayrıntılı çalışmaları bulunan Gaunt'un konuyla ilgili görüşlerini aldık.
Prof. Gaunt kimdir?
 | | Gaunt, kasım ayı başlarında Gorgias Press LLC yayınevi tarafından ABD'de yayınlanacak olan Massacres, Resistance, Protectors: Muslim-Christian Relations in Eastern Anatolia during World War I (Katliamlar, Direniş ve Koruyanlar: I. Dünya Savaşı Sırasında Doğu Anadolu'da Müslüman-Hristiyan İlişkileri) başlıklı kitabın yazarı. Resmi Rus, Türk ve Batı Avrupa arşivlerine dayanılarak yazılmış olan kitapta, ayrıca şimdiye kadar hiçbir yayında yer almamış elyazmaları ve sözlü tarih kaynaklarından da yararlanılmış. Kitap tanıtım yazılarına göre Gaunt'un çalışması, özellikle Urmiyeli ve Hakkarili Asuriler ve Diyarbakırlı, daha çok da Tur Abdinli Süryaniler üzerine yoğunlaşıyor. |
Ermeni ve Süryanilere ait
Prof. David Gaunt'a göre, Mardin Nusaybin'deki Xirabêbaba (Kuru) köylülerinin bulduğu, jandarmanın kapatarak basın mensuplarının ulaşmasını engellediği toplu mezardan çıkan insan kemikleri, büyük olasılıkla 1915'de katledilen Dara (bugünkü Oğuz) yerleşiminden 150 Ermeni ve 120 Süryani aile reisine aitti.
Prof. Gaunt, Xirabêbaba (Kuru) köyünün Ermeni köyü olmadığı görüşünde. 'Bölgedeki Ermeni köyleri Tel-Arman (bugünkü Kızıltepe) yöresinde' diyen Prof. Gaunt, şunları belirtiyor: 'Ancak Nusaybin, Dara ve Cizre'de bir miktar Ermeni nüfusu vardı. Mardin Sancağı'nın güneydoğu tarafında, özellikle Nusaybin çevresinde ve Nusaybin'in hemen doğusunda çok sayıda katliam yapıldığı biliniyor. Katliamların faili, Muhallemi sülalesinden gelen Refik Nizamettin Kaddur bey isimli bir subay komutasındaki, yörede 'El-Hamşin' (Arapçada elli adam anlamına geliyor) namıyla tanınan ölüm müfrezesiydi. El-Hamşin, Vali Reşid Bey'in emriyle Diyarbakır, Mardin, Nusaybin ve Cizre bölgesinde kurulan bir dizi ölüm müfrezesinden yalnızca biridir.'
3 ihtimal
1915 yılında bölgede yaşananlar hakkında kapsamlı çalışmaları bulunan Gaunt, toplu mezarda bulunan kemikler üzerinde yapılacak incelemeden daha net bilgiler elde edilebileceğini söylüyor. Prof. Gaunt'a elde edilecek sonuçlara göre üç ihtimalin netleşeceğini belirtiyor: Eğer kemiklerin çoğunlukla erkek ve Ermenilere ait olduğu görülürse, kurbanların 13 Haziran'da Nusaybin Hapishanesi'ne konularak 15 Haziran 1915'te katledilen Katolik Ermeni, Süryani Protestan ve Keldani yetişkin erkeklerden oluştuğu sonucuna varılabilir. Kurbanların daha çok kadın olduğunun tespit edilmesi durumunda ise, kemiklerin 28 Haziran 1915'te toplu halde katledilen Katolik Ermeni kadınlara ait olması yüksek bir ihtimaldir. Üçüncü bir ihtimale göre de, öldürülenler yine aynı dönemde katledilmiş olan Nusaybin'li Ortodoks Süryaniler olabilir. Ancak bu durumda kurbanların erkek, kadın, çocuk ve yetişkin karışık bir dağılım göstermesi gerekir.
'Müslümanlar olamaz'
Prof. Gaunt, kurbanların Hıristiyanlar tarafından öldürülen Müslümanlara ait olmasının hemen hemen imkansız olduğunu, çünkü bölgedeki tek Hıristiyan direnişinin, toplu mezardan hayli uzaktaki kuşatılmış köylerde bir avuç Süryani tarafından canlarını kurtarmak amacıyla gerçekleştirildiğini, bunlara katliamdan kaçarak kurtulmuş tek tük Ermeninin katılmış olduğunu kaydediyor. Ermeni ve Süryani katliamı
Bu ihtimaller dışında Prof. Gaunt, gazetemizde yayınlanan veriler ışığında elde edilecek sonucu ise şöyle tahmin ediyor: 'Ülkede Özgür Gündem'de yer alan sınırlı ayrıntı ve köyün Nusaybin'den çok Dara'ya (bugünkü Oğuz köyü) yakın olduğu dikkate alındığında, toplu mezarda bulunan iskeletlerin büyük bir ihtimalle 14 Haziran 1915'te Dara'dan toplanmış ve katledilmiş olan 150 Ermeni ve 120 Süryani aile reisine ait olduğunu düşünüyorum.'
Dara katliamı
Mardin Sancağı'nda 1915 yazında gerçekleşen yaklaşık 150 katliamı ayrıntılarıyla inceleyen Gaunt, Dara katliamını ise şöyle anlatıyor: 'Bu katliamın failleri, İttihat ve Terakki'nin Mardin'deki lideri olan Mardin Mutasarrıfı Halil Edip'in emrindeki ölüm müfrezesiydi. Katliamdan kaçıp kurtulmuş olan bir Süryani'nin anlatımına göre, 150 Emeni ve 120 Süryani, toplam 270 kişi kasabadan çıkarılarak bir süre yürütülmüş; sonrasında öldürülerek cesetleri bir kuyuya atılmıştı. Ancak Süryaniler ve Ermenilerin iki ayrı grup halinde öldürülmüş olmaları, Süryanilerin cesetleri kuyuya atılırken, Ermenilerin bu mağaraya atılmış olması muhtemeldir.' İSTANBUL
AYŞE GÜNAYSU
|