www.gundem-online.net, web sitemize hoşgeldiniz... English | Üye Girişi | Üye Olun! | Sitemizi Tavsiye Edin | Sık Kullanılanlara Ekleyin! | Açılış Sayfası Yapın! | İletişim
Gündem Online
Gündem > Dosya
  Kategoriler
Manşet
Haber
Politika
Dünya
Ortadoğu
Ekonomi
Yaşam
Emek
Kültür
Kadın
Dosya
Forum
Spor
Son Dakika
Tüm Haberler
Fotoğraf Galerisi
ARŞİV
 
 
 
Güncellenme zamanı: 8 Ağustos 2009 11:30

Kandil izlenimleri -2

Yaşar Kemal'e harfiyen katılıyorum

Kafamızı ağaçların gölgesinden çıkardığımızda yakıcı bir güneş var ama ağaçların altı serin. Hewler'deki sıcaktan sonra burası bir hayli serin geliyor bize. Söyleşiye bir süre mola veriyoruz. Bir nevi 'ihtiyaç molası'. Mola sırasında etrafımıza bakma fırsatımız da oluyor. Kademeli bir yer burası. Bizim oturduğumuz yere göre daha alçakta olan bir bölümde küçük bir su akıyor. Bir grup PKK'li suyun başında günlük işlerini yapıyorlar. Yemek hazırlığı yaptıklarını anlıyoruz.

Söyleşinin ikinci bölümüne başlamadan önce meyve ikram ediliyor. Bu arada fotoğraf da çektirelim istiyoruz. Fotoğraf çektirirken fark ediyoruz ki, masanın üzeri pet şişe dolu. Su içtikçe içmişiz. Masayı pet şişelerden temizliyoruz. Karayılan da önündeki pet şişeleri yere indiriyor. Toplu fotoğrafımızın çekilmesi için yardım istiyoruz. Söyleşi sırasındaki Karayılan'ın portleri ise Haber Müdürümüz Ramazan Pekgöz'e ait.

'Harfiyen katılıyoruz'

Yaşar Kemal'in hem gazetemizde, hem de Radikal gazetesinde yaptığı açıklamaları soruyoruz. 'Dün akşam okudum' diyor. Kongre nedeniyle zamanında okuyamamış ama kongreden sonra bütün önemli yazıları okumuş. Çerçevesinin iyi, içten ve samimi olduğunu söyleyerek, vicdanı olan tüm Türkiye yetkililerini Yaşar Kemal'in söylediklerinin üzerine düşünmeye davet ediyor: 'Orada söylenenlere harfiyen biz de katılıyoruz. Türkiye'nin şunu anlaması gerekiyor: Bizim söylemimiz Türkiye'de gerçekçi düşünen herkesin söylemidir.'

Sözü buradan bazı köşe yazarlarının PKK'nin DTP'leşmesi yerine DTP'nin PKK'leştiği söylemine getiriyor ve 'Bizim söylemimiz demokrasiden yana olan, gerçekçi düşünen köydeki çobanla da, şehirdeki esnafla da, işçiyle de, Türkiye'nin aydınıyla da, siyasetçisiyle de aynıdır' diyor.

'En makul çözüm projesi'

Türkiye'de pekçok çevre İmralı'dan gelecek yol haritasını konuşuyor, içeriğine dair öneriler yapılıyor. İmralı'dan gelecek yol haritasında özellikle PKK'yle ilgili hangi önerilerin olacağı merak ediliyor. Karayılan'a yol haritasıyla ilgili tahminlerini soruyoruz:

Yol haritasının 1921 Anayasası'nı referans göstereceğini, hiçbir etnisiteyi öne çıkartmayan bir ekseni esas alacağını tahmin ediyor ve bu yol haritasının Kürt tarafının en makul, en rafine edilmiş çözüm önerisi olacağını söylüyor. 'Abdullah Öcalan'ın yol haritasıdır' diyerek bir tarafa bırakmanın ya da herhangi bir biçimde önyargılı yaklaşmanın çok yanlış olacağını belirtiyor ve 'Bu yol haritası 1993'ten bu yana geliştirilen barış çabalarının zirvesi olacaktır, bu açıdan önemlidir' diyor.

'99'da geri çekilme konuşmasını ben yaptım'

Bazı çevrelerin yol haritasında 'PKK'nin silahları bırakmasının belirtileceğini' beklediğini söylüyoruz ve soruyoruz: 'Yol haritasında PKK'nin sınır dışına çekilmesi önerilir mi?'

Bize 1999'daki sınır dışına çekilme kararını hatırlatıyor. Güçleri sınır dışına çekme kararını ana telsizden bütün birimlere kendisi duyurmuş. Tam bir saatlik bir konuşma yapmış.

Bu bir saatlik konuşmayı yaparken hangi duygular içinde olduğunu merak ediyoruz. 'Samimi bir biçimde söylersem, umut yanı zayıftı. Ama önderliğimiz istemişti. Riskli görüyordum ben, fakat yapılması gerektiğini düşünüyordum. Buruk bir konuşma olarak hatırlıyorum' diyor.

Sınır dışına çekilme sırasında üç yüzden fazla kişinin yaşamını yitirdiğini, tuzaklar geliştirildiğini, yollarda grup grup 'şehadet'ler ve katliamlar yaşandığını anlatıyor. 'Fakat biz yine de kararımızdan vazgeçmedik, uyguladık' diyor.

Sonrasında kendisi soruyor ve yanıtlıyor: 'Biz beş yıl kımıldamadık. Bir adım atıldı mı? Hayır! Bu süreç değerlendirildi mi? Hayır! Şimdi artık pek çok kişi o sürecin iyi değerlendirilemediğini söylüyor. Biz sorumlu davrandık ama o zamanki yetkililer sorumlu davranmadı. Geri çekilme kararımızın önemi bugün daha çok anlaşılıyor.'

O yıllarda ağırlıklı olarak kendi deyimleriyle 'Güney'de, Türkiye sınırlarının dışında olmalarına rağmen üzerlerine gelindiğini, uluslararası güçlerle, Güneyli güçlerle (Barzani ve Talabani'yi kastediyor) kuşatılarak yok edilmeye çalışıldıklarını ve bütün bu gelişmelerden sonra tekrar 'içeriye kaymak zorunda' olduklarını söylüyor: 'Her şeyden önce can güvenliği sorunu da oldu. Bizim can güvenliğimiz tehlikeli bir biçimde gündeme gelmesi durumu yaşandı.'

'Bir daha geri çekilin diyemem'

Bazı çevrelerin yeniden 'sınır dışına çekilme' beklentisi içinde olduğunu biliyoruz. Sadece 'teröristle pazarlık olmaz' diyen kesimler değil, PKK'yi ve İmralı'yı bir realite olarak gören, çözümün onlarla tartışılması gerektiğini söyleyenler arasında da böyle bir beklenti içinde olanlar var. Bu çevrelerin beklentisini aktarıyoruz. Kendisi de böyle düşünenler olduğunu biliyor, hiç beklemeden konuşuyor:

'Bu yazboz tahtası değil. Hayır, niye çekelim, orada duralım. Silahlar sussun, çözümü konuşalım. Bir kişi niye ta Dersim'den üç ay yürüyerek gelsin? Tartışalım, konuşalım, ne olacaksa orada, yerinde sorunu çözelim. Eğer iyi niyet varsa böyle yaklaşılmalı diye düşünüyoruz. Bu tür tutumlarda, yani istemlerde çözüm görmüyoruz. Yine aynı şeylerin tekrarlanmayacağının garantisini kim verecek bize. Ben böyle bir talimatı ikinci kez veremem. Gerçekten çözüm isteyen, demokrasi isteyenler de bunu önermesin.'

'Karşılıklı güven şart'

Çok acılar yaşandı. Artık Başbakan Erdoğan da ayrım yapmadan 'Anneler ağlamasın' diyor. Sınır dışına çekilmenin, Bu yaşanan acılardan 'dağ'ın payı olduğunu düşünenler için güven verici, ikna edici bir adam olduğunu söyleyenler var?

Bu sürece katkı yapmak isteyen herkese çok değer verdiklerini söyleyerek söze başlıyor, çözüm konusunda bir samimiyet görürlerse buna mutlaka karşılık vereceklerini söylüyor. Ama 'ama'lar var...

'Evet, biz güven vermek istiyoruz ama karşılığında bize de güven verilmesi gerekiyor. Açık söylüyorum: Bu tür tutumları da bizi zayıflatma projeleri olarak görüyoruz. Belki de kapsamlı bir imha zihniyetini taşıdığını düşünüyoruz. Onun için çözüm isteyenler böyle bir şeyi savunmamalı bence. Devlet erkanı tarafından böyle bir şeyin savunulduğunu biliyorum. Eğer gerçekten karşılıklı güvenden bahsedilecekse, bunun içinde güven yoktur, biz buna güvenmiyoruz. Açıkça söylüyorum: Bunu bize dayatmasınlar çünkü biz güvenmiyoruz.'

'Güven' meselesi Kandil'deki konuşmalarımızdan çok değil birkaç gün sonra Ahmet Türk ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan görüşmesinden sonra da dile getirildi. Hatırlarsanız, Erdoğan 'Birbirimizden istifade ettiğimize ve geleceğe yönelik olarak, güvene dayalı olarak, olumlu adımlar olacağına inanıyorum' diye konuşmuştu. Belli ki 'güven' önemli bir mesele olarak karşımızda duruyor.

'Öcalan yönetimimizin gücünü aşan güçtür'

Ya kimilerinin beklediği gibi İmralı'dan böyle bir öneri gelirse?

'Açıkça söylüyorum' diyor, 'Önder Apo'nun gücü, yönetimimizin gücünü aşan güçtür.'

Ama İmralı'dan ilk başta böyle bir öneri gelmeyeceğini sandığını söylüyor: 'Çünkü o da artık bunun ikinci kez tekrarlanmasının çok zor olacağını, böyle bir şeyin zorlayıcı olacağını tahmin ediyor, biliyordur. Dolayısıyla öyle bir çerçeve değil de belki aşamalı bazı şeyler olabilir, onu bilemem. Fakat bu, tümden sınırların dışına çekilme konusunun zorlayıcı olacağını kendisi de biliyor. O açıdan bunun böyle hemen gündemleşeceğini pek beklemiyorum.'

Hemen gündeme gelmezse ne zaman gelebilir? Silahlar nasıl devre dışı kalacak? Silahlar devre dışı kalmadan çözüm mümkün mü? Kamuoyunun bunu merak ettiğini ve tartıştığını biliyoruz. Yanıtlıyor:

'Çeşitli aşamalar biçimde, silahların devre dışı bırakılacağı bir formülasyon olabilir. Bunu zaten biz de değişik düzeylerde tartışıyoruz. Ama ben şunu söyleyeyim: Yol haritası her iki tarafa, kamuoyuna sunulacaktır. Yani yol haritası hem devlet tarafına, hem bize, yani PKK'ye sunulacak bir yol haritasıdır. Ne bizim ne de devlet tarafının reddedemeyeceği ölçüleri içereceğini tahmin ediyorum. O açıdan 'en makul' demiştim. Fakat yine de devlet şimdiden, kaale almayacağını yansıtan çeşitli manevralar, yol haritasının etkisini zayıflatmaya dönük çabalar içerisindedir. Biz bunu çözümleyici görmüyoruz.'

Yarın:

  • Maxmur önerisine ne diyor?
  • Neden ayrı devlet fikrinden vaz geçildi?

    Günlük Gazetesinden alınmıştır

  •  

     Yorum yaz | Tavsiye et | Yazdır
    YORUMLAR
    farqinnezan8 Ağustos 2009 15:03


    GÜVEN

    uzlaşı alanın yaratılması için öncelikle güven ortamının sağlanması gerekmektedir.birbirini doğrulamayan,çarpık eylemler uzlaşıya olan,barışa olan inancımızı yitirmektedir.bir yandan operasyonlar yapılarak bir yandan da barış için DTP ile toplantı yapılması çarpıklığın daniskasıdır.hükümet ile ordu ayrı tellerden çalması bize pek güven vermiyor.daha iki gün önce iki gerilla şehid edildi.bunun neresi barışı getirir.sayın murat karayılan'ın şimdiye kadar yaptığı konuşmalar gerillanın barış için ne kadar çaba harcadıklarını ve bu süreçte olumlu her türlü adımı ve kişileri destekleyeceklerini bir kez daha gözler önüne sermiş oldu.diğer bir önemli nokta da barış yapılıyor diye körü körüne gerillanın bunun üstüne atılmıyacağını belirtmiş oldu.kuşkuyla ve güçlü bir bekleyişle gereken cevabı vereceklerinin sinyalını vermiş oldu.bu da biz kürtleri çok mutlu etmektedir.gerillanın onurlu ve bilinçli duruşu bizim güzel yarınlara olan inancımızı biraz daha pekiştirmektedir.imralıya ve gerİllaya SELAM
    Tüm Yorumları Okuyun [Yorum Sayısı : 1]
    karayilan roportaj
    Okunma Sayısı: 22346
    In English | Arkadaşına Gönder | Yazdır
      Başlıca Haberler
    Hecer Uslu'ya 51 kurşunlu infaz
    'Deklarasyona olumsuz yaklaşım savaş demektir'
    15 milyon öğrenci ders başı yaptı
    Kürtler komployu protesto ediyor
    Federal Kürdistan Bölgesi'nde Kürtçeye yasak!
       Dosya Kategorisindeki Son Haberler
    Kapitalist modernitenin sömürü diyalektiği
    Kim Koruyor bunları?
    Ağca'nın Tekman sırrı
    Bir 'Demir Adam'ın hikâyesi - 3
    Bir 'Demir Adam'ın hikâyesi - 2
      Bugün En Çok Okunan Haberler
    Kürtler komployu protesto ediyor
    Federal Kürdistan Bölgesi'nde Kürtçeye yasak!
    Yurdatapan: Siparişle Anayasa yapma devri kap...
    'Deklarasyona olumsuz yaklaşım savaş demektir'
    Uslu'nun yakınları: Askerler vurmuş olabilir
    Kürtçe Kuran bölücü!
    Hecer Uslu'ya 51 kurşunlu infaz
      Son Yorumlanan Haberler
    Hecer Uslu'ya 51 kurşunlu infaz / mesopotamia
    'Yandaş' Tatlıses'in TV'sinde Kürtçe sansürü / umut_63
    Behdinan'da bir yol yürüyüşü... / kaniroj
    Federal Kürdistan Bölgesi'nde Kürtçeye yasak! / muzafferbeg
    'Deklarasyona olumsuz yaklaşım savaş demektir' / muzafferbeg

    © 2005-2009 Gündem Bilgi İslem Servisi