www.gundem-online.net, web sitemize hoşgeldiniz... English | Üye Girişi | Üye Olun! | Sitemizi Tavsiye Edin | Sık Kullanılanlara Ekleyin! | Açılış Sayfası Yapın! | İletişim
Gündem Online
Gündem > Gündem Ek
  Kategoriler
Manşet
Haber
Politika
Dünya
Ortadoğu
Ekonomi
Yaşam
Emek
Kültür
Kadın
Dosya
Forum
Spor
Son Dakika
Tüm Haberler
Fotoğraf Galerisi
ARŞİV
 
 
 
Güncellenme zamanı: 20 Mart 2006 18:16

GANDHİ, TUZ YÜRÜYÜŞÜ VE... SİVİL İTAATSİZLİK

Cafer Solgun

Tuz; sofralarımızın ayrılmaz bir parçası, yemeklerimizin tadı olan bir nesne. Gündelik yaşamımız içerisinde, gerektiğinde hatırladığımız bir şey. Ama aslında tuz, bildiğimizden ve sandığımızdan daha fazlası demek. Tarih boyunca nice savaşların, isyanların nedeni olmuş. Zenginlik, kutsallık, hatta aşk değerleri atfedilmiş ona. Romalılar, Yahudiler, Tanrı tarafından kabul görmelerini sağlamak için kurbanlarını tuzla arındırmışlar. Dinler için de büyük önem ifade etmiş tuz; Müslümanlar tuzu kem gözlerden ırak olmanın sembolü sayarken, Hırıstiyanlar tuzun şeytandan koruduğuna inanmışlar.

Tuz yürüyüşü...

Tuz, aynı zamanda sivil itaatsizliğin efsanevi ismi Mahatma Gandhi'nin eylemiyle de özdeşleşmiştir. 12 Mart 1930'da Mahatma Gandhi, İngiliz sömürgecilerinin koyduğu 'tuz vergisi' uygulamasını ve İngilizlerin Hindistan'daki tuz tekelini protesto etmek için bir yürüyüş başlattı. Gandhi, bulunduğu Guceyrat Eyaleti'nin Ahmetabat kentinin, 388 km ötesindeki Dandi kasabasına doğru başlattığı yürüyüşünde, kasabaya 6 Nisan günü ulaştı. Gandhi bu yürüyüşü gerçekleştirdiğinde, 61 yaşındaydı.

Yürüyüşünün sonunda Gandhi, elindeki tuz topağını binlerce kişinin tanıklığında parçaladı. Mahatma Gandi'nin eylemi, Hindistan'da geniş kapsamlı bir sivil itaatsizlik dalgasını başlatmış, bağımsızlık mücadelesinin de dönüm noktasını oluşturmuştu.

Barış ısrarı

Gandhi bir ilke, özgürlük ve aynı zamanda barış insanıydı. İlkeli olmak, sahiplendiği davanın başarısı için ne denli olmazsa olmaz değerde ise, buna bağlı olarak özgürlük istem ve davasına içtenlikle, sadaketle bağlılık da aynı ölçüde, ancak Gandi gibi bir kişiliğin şahsında zafer kazanabilirdi. Hiç kuşkusuz Gandhi'nin ilkeli duruşu ve özgürlük davasına bağlılığı, onun barışçıl kişiliğinde çok daha büyük bir anlam ve değer kazanmıştır. Biliyoruz ki tarihte bağımsızlık ve özgürlük davası için yürütülen çok kanlı savaşlar, mücadeleler olmuştur. Bu savaş ve mücadeleler, gerekçeleriyle meşru ve haklıdırlar, tartışma konusu açık ki bu değil. Ancak bu durum, Gandhi'nin yaşam ve mücadele tarzıyla, yaşam felsefesinin, dünya görüşünün farkını, anlam ve niteliğini ortaya koyması bakımından onu ve eylemini daha çarpıcı kılmaktadır.

Bu yüzdendir ki Gandhi, dünyadaki tüm barış hareketlerinin hala en büyük ilham kaynağıdır. Onun davasına bağlılığındaki içtenliği ve ilkeli duruşu kadar barıştaki ısrarı, barış hareketlerinin ilham kaynağı olagelmiştir ama, açıkcası ondaki direncin örnekleri çok fazla değildir. Kendi döneminde Gandhi'yi de farklı mücadele yöntemlerine sevk etmek isteyenler olmuştur. Ancak Gandhi, kendi kişiliğiyle özdeşleşen barışçıl yol ve yöntemlerle mücadeledeki ısrarını her zaman korumuştur. Bir bakıma, daha zor olanını, daha uzun soluk ve sabır, direnç gerektireni tercih etmiştir; o, bunun için Gandhi'dir...

Sivil itaatsizlik

Gandhi'nin mücadele tarzında sivil itaatsizlik, öncelikli bir yer tutar. 76. yıldönümünde Tuz Yürüyüşü, bu yönüyle bir kez daha öğrenmek gereken zengin bir deneyim oluyor. Zira dünyamız, ABD'nin egemenlik politikalarının yol açtığı savaş ve çatışmalarla kanlı bir tarihi süreçten geçiyor. Bir parçasını oluşturduğumuz Ortadoğu coğrafyası, günlük olarak yüzlerce insanın yaşamını yitirdiği bir kan gölüne dönmüş durumda. Kürt sorunu, barışçıl, demokratik çözüm olanaklarına rağmen inkar ve imha zihniyetindeki ısrar nedeniyle hala büyük acıların konusu olmayı sürdürüyor. Bu tabloyu daha da detaylandırmak mümkün.

Sivil itaatsizlik, tam da bu kanlı gerçeklik nedeniyle güncel bir önem ifade ediyor. Savaş ve çatışmalardan, ulusal, mezhepsel sorunlar, çelişkiler yaratmaktan çıkarları olanlar, açık ve kesindir ki halklar ve insanlık değil. Bölgemiz özgülünde baktığımızda bu, çok daha çarpıcı bir gerçeklik oluyor: ABD öncülüğündeki emperyalist egemenlik politikaları, sadece işbirlikçi güçlerin çıkarlarına olabilir. Halkların bu politikaların dümen suyundan kurtulmaları, bu politikaların işlevsiz kalmasının yegane yolu oluyor. Savaşa karşı barış isteminin kitlesel boyutlarda yükselmesi, çok ciddi siyasi sonuçlar yaratabilirdi ve hala da yaratabilir.

Savaşa, militarizme, halkları çeşitli biçimlerde birbirine düşman etmeye yönelik politikalara karşı etkin ve etkili kitlesel sivil itaatsizlik eylemleri, barış eylemleri, sanıldığından daha yaşamsal sonuçlar yaratabilecek önemdedir. Bu yüzden Gandhi ve onun kişiliği, mücadelesi, yaşam felsefesi, günümüzde hala öğretici değerini olanca güncelliğiyle koruyor.


 

 Yorum yaz | Tavsiye et | Yazdır
YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmadı!

Okunma Sayısı: 1845
In English | Arkadaşına Gönder | Yazdır
  Başlıca Haberler
Dörtyol'daki saldırıların maddi bilançosu 500 bin TL
BU KOKUYU TANIYORUM
'Demokratik Özerklik' Hakkâri'de yaşam buluyor'
Türk: Daha somut bir noktaya taşıyacağız
Üç gün kaldı üç dişi kırıldı
   Gündem Ek Kategorisindeki Son Haberler
Masalın ÖLDÜĞÜ YER
Vahşeti kavramak
Ez dixwazim bi zimanê zikmakî xeyalan bibînim*
Dünyanın en yerel zihniyeti
Kirpiğinizi aralayın
  Bugün En Çok Okunan Haberler
Öcalan: Müzakere olmadan çözüm olmaz
Suruç'ta Bilge Köyü Katliamı provası
AP milletvekillerinden Erdoğan'a açık mektup
HPG: Dörtyol olayları devlet provokasyonu
3Y bir devlet, 'bölünürsünüz elbet!'
HPG: Türk askerleri birbirlerini vuruyor
Yüzlerce gerilla Kanada'ya iltica ediyor
  Son Yorumlanan Haberler
'Bulanık katliamı' sanıkları tahliye edildi / zozan2147
HPG: Dörtyol olayları devlet provokasyonu / arass
Öcalan: Müzakere olmadan çözüm olmaz / hakanessen
Erdoğan İnegöl ve Dörtyol'daki tehlikeyi yeni anladı / pirsus
Kürt avı... / dijwaro1

© 2005-2009 Gündem Bilgi İslem Servisi